İçeriğe geç
Antalya Kent Bülten

Gündelik hayatın merak haritası, burçların renkli yorumu

Kişisel Gelişim

Gönüllülüğün insana geri kazandırdığı şeyler

Gönüllülük tek yönlü bir verme işi değil. Anlam duygusundan yeni bağlara, bu uğraşın kişiye ne sağladığını ele alıyoruz.

İpek Tanyeri 4 dk okuma

Gönüllülük genellikle tek yönlü bir iş gibi düşünülür: birinin zamanını ve emeğini karşılıksız vermesi. Oysa bu işi bir süre yapmış hemen herkesin ortak ifadesi şudur: verdiğinden fazlasını almak. Bu klişe gibi duran cümlenin arkasında oldukça somut bir mekanizma var ve bu mekanizmayı görmek, gönüllülüğü fedakârlıktan çok bir ihtiyaç karşılama biçimi olarak anlamayı sağlıyor.

İnsanın iyi hissetmesi için gereken şeylerden biri, bir işe yarıyor olma duygusudur. Modern çalışma hayatının büyük kısmı bu duyguyu vermekte zorlanır; işler parçalanmıştır, sonuç uzaktır, emeğin kime dokunduğu görünmez. Gönüllü işlerde ise etkinin geri dönüşü çoğu zaman doğrudandır. Yardım ettiğiniz kişiyi görürsünüz, temizlediğiniz alanı görürsünüz, öğrettiğiniz şeyin öğrenildiğini görürsünüz. Bu görünürlük, çabanın anlamını hissedilir kılar.

Kendi meselelerinden bir süre çıkmak

Sıkıntılı dönemlerde zihin kendi etrafında dönmeye eğilimlidir. Aynı düşünceler tekrarlanır, sorun büyür, çıkış görünmez. Başka birinin ihtiyacına yönelmek bu döngüyü kırar. Bu bir kaçış değildir; dikkatin yön değiştirmesi, geri dönüldüğünde sorunun boyutunu daha gerçekçi görmeyi sağlar.

Ayrıca gönüllü ortamlarda karşılaşılan hikâyeler, kendi hayatına dair ölçüyü yeniden ayarlar. Bu, "benimki hiçbir şey" demek anlamına gelmez; böyle bir kıyas zaten faydasızdır. Daha çok, insanın kendi zorluklarını daha geniş bir insan deneyimi içinde görmesi anlamına gelir ve bu, yalnızlık hissini azaltır.

Bağ kurmanın kolay yolu

Yetişkinlikte arkadaş edinmenin zor olmasının başlıca sebebi, ortak bir uğraşın azalmasıdır. Okulda ve çocuklukta insanlar bir arada bir şey yaptıkları için yakınlaşır. Gönüllü faaliyetler tam da bu koşulu geri getirir: düzenli olarak aynı insanlarla yan yana çalışmak. Sohbet etmek için bir bahane bulmak gerekmez, iş zaten bahanedir.

Bu ortamlarda kurulan bağların bir başka özelliği, çok farklı hayatlardan gelen insanları bir araya getirmesidir. Meslek, yaş ve çevre farklılıklarının silindiği ortak bir amaç, gündelik hayatta karşılaşılmayacak insanlarla tanışma imkânı verir. Çoğu insanın sosyal çevresi zamanla daralırken bu tür ortamlar tersine çalışır.

Beceri kazandıran taraf

Gönüllü işler çoğu zaman insanı alışık olmadığı rollerde bulur: bir grubu yönlendirmek, bir etkinlik organize etmek, bağış toplamak, bir konuyu anlatmak, kriz anında karar vermek. Bunlar iş hayatında ancak belli bir kıdemden sonra denenebilen sorumluluklardır; gönüllü ortamlarda ise nispeten erken ve daha az riskle deneyimlenebilir.

Özellikle kariyerinin başındaki ya da bir geçiş dönemindeki kişiler için bu, kendini denemenin güvenli bir alanıdır. Ne yapmaktan hoşlandığını öğrenmenin en gerçekçi yolu, o işi bir süre yapmaktır ve gönüllülük bunu düşük maliyetle sunar.

Sürdürülebilir olmasına dikkat

Gönüllülüğün en sık rastlanan sorunu, coşkuyla başlayıp tükenerek bitmesidir. Başlangıçta kimse hayır diyemez, her göreve talip olunur ve birkaç ay sonra süreklilik kaybolur. Oysa bu alanda değerli olan, kısa süreli yoğun katkı değil, uzun süreli düzenli varlıktır. Ayda birkaç saat, üç ay boyunca her gün çalışıp sonra kaybolmaktan daha yararlıdır.

Bu yüzden başlarken gerçekçi bir taahhüt belirlemek ve onu açıkça söylemek gerekir. Ne kadar zaman ayırabileceğinizi baştan netleştirmek, hem sizi hem de birlikte çalıştığınız kurumu korur. Sınır koymak, gönüllülükte de en az ücretli işlerde olduğu kadar meşrudur.

Küçük başlamak

Gönüllülüğü büyük bir hayat kararı gibi düşünmek, çoğu kişinin hiç başlamamasına yol açar. Oysa mahalledeki bir derneğe ayda bir gitmek, bir öğrenciye haftada bir saat ders anlatmak, bir hayvan barınağına düzenli uğramak, bir topluluk bahçesinde çalışmak da gönüllülüktür. Ölçek küçük olabilir; belirleyici olan düzenliliktir.

Ve seçim yaparken gerçekten ilgilendiğiniz bir alanı seçmek önemlidir. En doğru neden değil, sizi devam ettirecek neden işe yarar. Sevmeden yapılan yardım kısa sürer; sevdiğiniz bir alanda yapılan katkı ise kendi enerjisini üretir.

Karşılıklılık meselesi

Son olarak, gönüllülükte kolayca gözden kaçan bir denge var: yardım edilen kişiyi edilgen bir alıcı konumuna düşürmemek. En iyi gönüllü çalışmalar, karşı tarafın kendi kararlarını verdiği, katkı sunduğu ve kendini borçlu hissetmediği biçimde kurulur. Bu, hem yardımın kalıcı olmasını sağlar hem de ilişkiyi eşitler. Verenin de alanın da bir şey kazandığı bir düzen, tek taraflı bir iyilikten çok daha uzun ömürlüdür ve gönüllülüğün en olgun hali de budur.